Fethiye'de gezilecek en iyi 10 yer!

1. Tlos

Fethiye'den 28 kilometre uzaklıktaki Tlos, Hititler'in Dlawa olarak tanımladıkları ve Likya'nın 19. yüzyıl kadar varlığını sürdüren en eski yerleşimlerinden biri. Likya Federasyonunun "spor kenti" olarak biliniyor ve mitolojik kanatlı at Pegasus ile onun kahramanı Belleforontes'in burada yaşadığına inanılıyor. Akropol, Kanlı Ali Ağa'nın Sarayı, Stadyum, Gymnasyum, Palaestra, Hamam, tiyatro, Belleforontes'in mezarının bulunduğu Nekropol, Tlos'tan günümüze ulaşan yapılar.

Fethiye'ye 40 kilometre uzaklıktaki Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22 kilometre sonra Kemer Bucağı'na sapıp, şehir içinden sağa dönerek (Çatallar Köyü yolu) 12 kilometrelik bir yolla ulaşılıyor.

Ören yeri Saklıkent'e de 8 kilometre uzaklıkta ve Yaka Köy'ün yanında. Önünde Osmanlı yapısı bir kalenin gizlediği kentin akropolü dik bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kalenin altında Lykia duvar kalıntıları, güneyde ise Roma dönemi surlar görülüyor. Lykia kaya mezarları; hamam, paleastra ve gymnasion kalıntıları ile çok iyi korunmuş durumda tiyatrosu gezilebiliyor. Bellerephontes'i kanatlı atı Pegasus ile savaşırken resmeden süslemeler ören yerinde gezintiyi ilginç kılıyor.

Ören yeri girişinde çınar ağaçlarının serinliğinde çay bahçeleri sıralanıyor. Soğuk bir şeyler ve özellikle bol köpüklü yayık ayranı içebilirsiniz.

Yaka Köyüne kadar gelmişken Yaka Park'ta bir mola verebilirsiniz. Yaka Park, Yaka Köy'den 1 kilometre yukarıda. Kaş, Kalkan, Fethiye çıkışlı jeep safaricilerin durak noktalarından biri olan Yakapark'ta anıt olmuş ağaçlar, kademeli teraslar, havuz, su kanalları, hamaklar, kerevetler, taş masalar ve köşkler çevreye uyumlu olarak yerleştirilmiş Yakapark işletmecileri tarafından. Saçta gözleme yapan köy kadınları, masalar arasında dolaşarak ötüşen horoz ve tavuklar ilgi çekiyor.

Bahçenin ortasına kurulu ızgarada etler pişiriliyor, mısır ununda alabalık kızartılıyor. Turizmciler yaratıcı olmalı. Yaratıcılığın hoş bir örneğini göreceksiniz. Balıklı Bar, Yakapark'ın başka hiç bir yerde görülemeyecek animasyonu. Barın tezgahı taştan yapılmış ve kenarından buz gibi suyun aktığı bir kanalet geçiyor, içinde de alabalıklar dolaşıyor kanaletin. Alabalıklar insana alışık sanki. Sevilmekten okşanmaktan hoşlanıyorlar, kaçmıyorlar.

2. Ölüdeniz

Yüzme ve su sporları için kristal berraklığında turkuvaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ve gökyüzünden hiç eksik olmayan güneşi ile dünyanın gözdesi Ölüdeniz'i keşfedin… Durgun suyu ve korunaklı yapısıyla Ölü bir denize benzeyen lagün, Kumburnu Ulusal Parkı ve Belcekız Plajı size kolayca doyamayacağınız doğal bir cennet manzarası içinde tatil olanağı sunuyor.

Fethiye’den Ölüdeniz'e çamlar arasından giden yol 14 kilometre. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu'dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz'i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz'e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici tukuazı zenginleştirir.

3. Kelebekler Vadisi

Pieri Rapos, Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtsippus ve diğerleri. Derin bir vadinin tabanında yer alan Kelebekler vadisi Fethiye'nin en güzel koylarından birisi… Vadide ilkbahar aylarından başlayarak yılın büyük bölümünde Jersey Tiger, yani kaplan Kelebekleri’nin de aralarında olduğu 40'dan fazla tür kelebeği gözlemlemek mümkün.

Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995 yılında birinci derecede doğal SİT alanı ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor.

Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor.

Kelebekler Vadisi'ne gitmek için önce Ölüdeniz'e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Gece isteyen uyku tulumuyla bir köşede uyuyabilir, istemezseniz geldiğiniz tekne ile geri döneceksiniz. Burada konaklama tesisi yok. Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları.

Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağan dışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı görecekler.

3. Saklıkent

Saklıkent, Fethiye'nin hemen arkasında, yüksek Toros Dağlarından gelen coşkun suların aşındırması ile oluşan bir doğal güzellik. Sıcak yaz günlerinde kanyonda sular içinde yapacağınız bir yürüyüşle serinleyecek, yöre mutfağından örneklerin ve taze alabalıkların sunulduğu restoranlarda yemek zaafini yaşayacaksınız. 300 metre derinliğinde ve 18 kilometre uzunluğundaki kanyon, fotoğraf meraklılarının da gözdesi.

Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 kilometre sonra Tlos'a, 21 kilometre sonra da Saklıkent'e ulaşılıyor.

Kayadibi Köyü'nü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişte aracınızı bırakıyorsunuz. Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı, kanyonun 100 metre içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne.

Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş, iskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz.

Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip, kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın.

Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 kilometre sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.

4. Telmessos Antik Tiyatrosu

Antik kaynaklar Telmessos'da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi. 1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S. 2. yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu'nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır.

5. Likya Kaya Mezarları

Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4. yüzyıl eserleri dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır. Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas'a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yüzyıl alfabesi ile "herpamias oğlu amintas" yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir, ilçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Likya dönemine ait olanıdır. Deniz içerisinde yükselen mezarın ilginç birgörünümü vardır, iki katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır.

6. Göcek ve Adalar

Fethiye'ye 30 kilometre uzaklıkta, Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir. Şirin bir balıkçı kasabası görünümünde olan Göcek, son yıllarda yat turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Doğal limanının yanı sıra etrafını çevreleyen çamlık tepeleri, yakınındaki ören yerleri, çok sayıdaki adaları ve koyları ile eşsiz birturizm cennetidir.

Birbirinden güzel sayısız koylarla süslü Kapıdağı Yarımadası ve adalardan oluşan, balıkçıların "Karanlık içi" olarak tanımladıkları bölge mavi yolculukların vazgeçilmez uğrakyerlerinden biridir. Fethiye ve Göcekten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılabilen Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, DomuzAdası, Zeytin Adası, Kızıl Ada yörede "12 Adalar" olarak da anılmakta ve önemli bir çekim alanı özelliğini taşımaktadır.

7. Çalış Plajı

Kent merkezine 5 kilometre mesafede, Şövalye Adası karşısındadır. 4 kilometrelik kumsal boyunca oteller, pansiyonlar, kampingler ve lokantalar bulunmaktadır. Yeryüzünde gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri olarak nitelendirilen Çalış Plajı, su sporlarına elverişli denizinin yanında, "Carettacaretta" adıyla bilinen deniz kaplumbağası türünün kuluçka alanlarından biri olması dolayısı ile de ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir.

8. Kayaköy

Fethiye'ye 8 km. mesafede bulunan Kayaköy'ün geçmişi filolojik açıdan M.Ö. 3. binlere kadar gitmesine rağmen antik dönem kalıntılarından günümüze M.Ö. 4. yüzyila tarihle-nen az sayıda lahit ve kaya mezarları ulaşmıştır. Kentte yamaca dayalı olarak izlediğimiz yapı gruplarının tamamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun geç dönemlerinde azınlıklara tanınan haklarla 19. yüzyılın 2. yarısı ile 20. yüzyılın ilk çeyreğinde iskan edilen Rumlarca yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında bölgede yasayan Rumların, Bati Trakya'daki Türkler ile mübadele edilmesi sonucu boşaltılan kentteki yapıların ashap olanı kapı, pencere ve üst örtü sisteminin doğal etkenlerle tahrip olmasıyla kent bir hayalet şehir görünümü almıştır.

Terk edilen kentte, kullanıldığı dönemde her biri 50 m2.'den büyük olmayan, manzara ve ışık açısından birbirinin önünü kapatmayan genellikle alt katları kiler hüviyetinde ikişer katli, girişte çatıdaki yağmur sularının toplandığı zemin altı sarnıçların olduğu, 350 ila 400 konut bulunmaktadır. Konutların yani sıra evlerin arasına serpiştirilmiş çok sayıda şapel, iki büyük kilise, bir okul binası ile bir gümrük binası yer almaktadır.

9. Pınara Antik Kenti

Antik Yazar Stephanus'un, Byzantion Menekrotes'ten yaptığı alıntıya göre kentin adı, Xanthos'un nüfusu çok artınca yaşlılardan bir grubun Kragos Dağı'nın yüksekçe bir tepesinde bir kent kurup adına da yuvarlak anlamına gelen 'Pınara' demelerinden, kaynaklanmaktadır. Kentin erken döneme ait kalıntıların bulunduğu yukarı akropolün gerçekten yuvarlak biçimli olması, bu söylencenin gerçeklik payına işaret etmektedir. Kentin adı Likçe yazıtlarda 'Pinale' olarak geçmektedir. Günümüzde ise antik kentin yakınındaki köyün adı olan Pınara'yı çağrıştırmaktadır.

Ünlü Coğrafyacı Strabon'un, Artemidoros'tan yaptığı alıntıya göre, Likya Birliği Meclisinde üç oy hakkına sahip altı kentten biri de Pınara'dır.

Pınara Antik Kenti hamam, tiyatro, agora, odeon, kaya mezarları, yukarı akropol ve aşağı akropolden oluşmaktadır. Yukarı akropolün kısa sürede yetersiz kalması üzerine, ulaşımın da daha kolay olduğu aşağı akropol yerleşime açılmıştır. Aşağı akropolde odeon, agora, tapınak gibi yapılar ve pilyeli mezarlar yer almaktadır. Kaya mezarlarının büyük çoğunluğunun konut biçiminde olması, Likya Sivil Mimarisi hakkında fikir vermektedir. Aşağı akropolün yamaçlarının geçit vermeyecek şekilde dik olmasına karşın, gerek terasın oluşturulması gerekse tahkimat amacıyla sur duvarı ile desteklenmiştir.

Surun güneyindeki kapıdan geçerek kente girilince, arkasını yamaca dayamış odeon ve önündeki düz alanda agoranın, kent merkezini oluşturduğu görülür. Aşağı akropolün alt kısmındaki su kaynağı çevresinde, kentin Antik Çağ’da geçirdiği depremler sonucunda büyük oranda tahrip olmuş pilyeli mezarlar ve kayalara oyulmuş pek çok mezar dikkati çeker.

10. Likya Yolu

Likya Yolu, Türkiye'nin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olma özelliğine sahip olmakla birlikte, 2015 yılına kadar uzunluğu 509 km. olan ve Hisarçandır Köy'ünde biten yol, yeni eklenen Çıtdibi ve Geyikbayırı etapları ile beraber 535 km.'ye ulaşmış olup, Geyikbayırı mevkiinde sona ermektedir. Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanan ve tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş bu yürüyüş rotasıdır.  1992 yılında parkur çalışmalarına başlanılarak 1999 yılında turizme açılmıştır. Günümüzde ise yerli ve yabancı doğa ve yürüyüş tutkunlarına inanılmaz güzellikler sunmaktadır. Akdeniz'in güzelliğini ve Antik Likya döneminin gizemini biraz olsun yaşayabilmek için Likya yolunda yapılacak keyifli bir yürüyüş boyunca, yol boyunca el değmemiş küçük koylardan, çok fazla insanın yaşamadığı dağ ve ova köylerinden geçerek yolculuğunuzu sürdürürsünüz. Hem Akdeniz kültürünü tanımış hem de harika doğa manzaralarına şahit olursunuz.

Likya Yolu, çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir. Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır. Fethiye’den başlayan yürüyüş yolu üzerindeki bazı antik yerler ise; Sdyma, Pyndai, Phellos, Apelia, Theimussa, Letoon, Xanthos, Patara, Antiphellos, Apollonia, İdyros, Simena, Myra, Limyra, Gagae, Olympos, Sura, Belos, Phaselis ile birlikte bir çok antik ve yeni yerleşim alanı görmeniz mümkündür.Antalya ilinin batı kesimi, Muğla ilinin güneydoğu ucu ile Köyceğiz'den Antalya'ya çekilecek bir çizginin güneyinde kalan kısım Lykia'dır. Batı sınırını Dalaman çayı, doğusunu Phasalis kenti, kuzeyini Akdağ sınırlar.

Hızlı Rezervasyon

Rezervasyonlarınızı web sitemiz üzerinden anında yapılabilir ve onay alabilirsiniz.

Merkezi Lokasyonlar

Size en yakın merkezi lokasyonlarımızdan aracınızı teslim alabilir ve teslim edebilirsiniz.

Ekonomik Fiyatlar

Ekonomik araç kiralama fiyatlarımız ile kaliteli, güvenli ve sorunsuz bir deneyim yaşayın.

7/24 Destek

7 Gün 24 Saat dilediğiniz her an anında destek ve bilgi alabilir. Araçlarımız hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.